Ah HALEP!

30 Kasım 2016 Yorum bırakın

Ah Halep!!!
Sana vuranlar bilseydi eğer
Bursa’da zamanın durduğunu
Antep’in silah kuşandığını

Bilseydiler eğer!
Kerem’in sende yandığını
Bin yıllık destanlarının olduğunu
Emrah’ın sevdiğini sende bulduğunu

Görseydiler eğer!
Her zalimden arşın arşın öç aldığını
Silleler şakaklarında yere bakardı yüzler
Utancını paklayamaz Akdenizler

Şahlan ey Halep!
Müstekbirlere inat dayan
Yıkılsada içinde binaların
Dimdik ayakta, ruhun ve davan.
#HALEP, #ALEPPO, #DİRENHALEP, #HALEPÖLÜYOR
Erkam Kul /Aşağıbahçe semti

Kategoriler:Erkam Kul şiirler

ŞEBİNKARAHİSAR KARACAÖREN KÖYÜNDEN BİR HİKAYE DERLEMESİ.

24 Kasım 2016 Yorum bırakın

Bir savaşta yenilen Akkoyunlu hükümdarı 1000 koyun karşılığı olarak barış anlaşması yapmıştır. Koyunları hepsinin bir boyda olması gerekiyormuş, sorup soruşturmuş yöresel deyimle “bir donakta bin koyun” un Karacaören beyinde olacağını öğrenmiş, mahiyeti ile Karacaören ‘e ulaştığında (şimdiki Kılıçkaya barajı suları altında, Ozanlı köyü karşısında, eski Ozanlı köyü köprüsünün kuzey ayağında ki eski Karacaören köyü yerleşimi) bey hayvanları ile uğraşmaktaymış.
Karacaören beyini nerede bulacağını sorduğunda Akkoyunlu padişahının niyetini bilmeyen bey birazdan geleceğini söyleyip hanesine ağırlamak üzere davet etmiş.

Yan odada  bey kıyafetlerini giyip misafirlerinin huzuruna çıkmış. Padişah, ağırlandıktan sonra niyetini açık etmiş. Kendisine bin koyun lazım olduğunu ve verip veremeyeceğini sormuş!  Bey padişahına bağlılığını bildirmek için verebileceğini söylemiş.

Padişah mahiyeti ile ayrılırken beye kendisinden bir isteğinin olup olmadığını sorunca bey ” Padişahım koyunlarımız çoktur, Karacaören yazın sıcaktır, hayvanlarımızın yazın bir yaylaya ihtiyacı vardır, dedikten sonra ‘Karacaören kışlamız, Akılbaba (Ahılbaba)  yaylamız olsun” demiş.

Yanındakilere beyin isteğini ferman olarak yazdıran padişah tam ayrılacakken “Padişahım sürülerimizin çokluğu dolayısı ile göç vakti ekeneği olanların niza çıkardığını, yaylaya göçün meşakkatli olduğunu” söyler.
Bunun üzerine bir ferman daha yazdırır. Ferman şöyledir; “Göç vakti geldiğinde ilan edile , herkes ekeneğinin başına gele”

Böylece yaylacılık yapmaya başlayan Karacaören beyi ve onun nesilleri, yıllar sonra iki köy kurar birisi yaylaya yakın Alucra’nın Havarna köyü, diğeri Şebinkarahisar ‘ın Karacaören köyü. Allah cc bu nesli kıyamete kadar payidar kıla.

Not:Yukarıdaki hikaye atalarının tarihini araştıran Karacaören köyünden Yücel Başaran tarafından dedelerinden sözlü nakil yoluyla devredilen hikayeden derlenmiştir. Kaynak ve yer belirtilerek alıntılanabilir.

NELER GEÇTİ AKLIMDAN

19 Kasım 2016 Yorum bırakın

Neler geçmedi ki aklımdan
Meyhane  camlarını kırmak gibi
Kırmadan gönüllerini
Sarhoş gönülleri ayıtmak gibi
Zirvedeki fütursuzların kanadını kırmadan
Yere indirmek gibi
Sahilde ki haramzadelere
Dalga dalga köpürmek
Sonra kanatlanıp
Maverada yol almak gibi
İdrak yoksununa
“Ve ma edrake…… ” demek gibi
Kokuşmuş bütün zihniyetleri
Tuzlayıp toprağa gömmek gibi

Neler gelmedi aklıma, neler
Çelik çomak oynayan çocukları öpüp
Büyükleri azarlamak gibi
Vakitsiz öten bülbülü bekleyip
Seherle buluşturmak gibi
Cam fanuslara zehirler doldurup
Okyanuslar dibine  göndermek gibi
Cehennemi ukbaya terkedip
Yeryüzünü cennet kılmak gibi.

Erkam Kul /Aşağıbahçe semti

Kategoriler:Erkam Kul şiirler

SİVANCE’YE ARZUHAL

23 Ekim 2016 Yorum bırakın

Sivance!
Manolya bahçelerimize kar yağacak
Ört Babil’in asma bahçelerinin üstünü
Nemrudi dalga Kızıldenizi vurdu yine
Köpükler savuruyor ağzı salyalılar
Dikkat et! Kudurarak ölecekler
Arz’a göz dikenler Akdeniz de boğulacak
Nısfına rızamız yok, tam isteriz ülkemizi
Ninova da bizim olmalı, güzel Dımeşk’te
Hainlerin payına ölüm,, bize şehadet düşmeli
Biz ölsekte Asım’ın nesli sefasını sürmeli

Sivance!
Ülkem tek, dilimizde Tekbir
Isfahan’ın gafillerine kalmalı tekfir

Sivance!
Adımızdan daha iyi biliriz ki;
ALLAH ÂLİM VE EKBER

ERKAM KUL /AŞAĞIBAHÇE SEMTİ

Kategoriler:Erkam Kul şiirler Etiketler:, , , , , ,

SONBAHAR

18 Ekim 2016 Yorum bırakın

Şimdi sonbahardır ey can
Toprağımı örten gazel yorgan
Gümüşten ibrik; ağlayan gökyüzü

Belki bir daha baharı göremem
Avuntularımla yaşadım, tasasız
Beklerim ki bir İnkılap fermansız

Şimdi sonbahar sonsuz gibi
Bilirim ardında kış var
Her bahar sancılarıyla doğar

Erkam Kul

Kategoriler:Erkam Kul şiirler

ÇAĞIMIZA YABANCI DİL ÖĞRETECEK BİR İMAM-I BİRGİVİ GEREK

10 Ekim 2016 Yorum bırakın

Yabancı Dil öğretimi konusunda ülkemiz eğitim kurumları ve insanlarımız büyük sıkıntılar yaşamaktadır.

Yaşadığımız bir olayı anlatarak bu örnek üzerinden devam edelim. Bu sene Bursa’da fakülte eğitimine başlayan evladım yabancı dil hazırlık sınıfı için kitap setine istenen fiyatı duyunca küçük dilim neredeyse boğazıma kaçacaktı. Tam 550 TL istemişlerdi İngiltereden ithal bir düzine kitap için. 100 TL etmeyecek kitaplara mecburen 550tl ödedik.

Şimdi asıl konumuza dönecek olursak, ülkemizde yaşanan dil öğretimi sıkıntısını nasıl aşabiliriz?

Fiziki altyapının yeterli olduğunu düşünüyorum, problem eğitim mantalitesi ve öğretim eksikliğinden kaynaklanıyor. Her üniversiteye yabancı diller fakültesi ve yüksekokulu açacaksın, doçent, profesör payesi ile akademisyen atayacaksın, kitapları fahiş fiyat ile yurtdışından ithal edeceksin! Allah aşkına ne işe yarar bu akademisyenler? Dil öğrenmek isteyenleri yabancı memleketlere soydurmak için mi atandı o kürsülere?

Şimdi sizlere tarihimizden bir şahsiyeti, İlim adamını tanıtarak devam etmek istiyorum. Adı Mehmet Birgivi (imam- ı Birgivi) 16.yy da yaşamış bir dilbilimci ve İslam alimi, “Avamil” ve “İzhar” adında yazdığı iki eser, bugün bile Arapça öğrenmek isteyenlerin başucu kitabı. Zamanında yazdığı kitapları Arap ülkeleri olarak bilinen Mısır, Suriye, vb ülkelerde defalarca elyazması olarak çoğaltılmıştır. Araplara Arapça öğreten Türk kökenli dil alimidir Mehmet Birgivi. Zamanının linguistik(dilbilimi) harikası olan bu insandan günümüzde malesef yetişmemiştir. Yetiştiremediğimiz sürece de bu sıkıntı  devam edecektir.

Dil öğretimimizde ki bu sıkıntı ülkemize büyük kaynak israfı yaşatmaktadır. Birkaç yılda yapılacak dil öğretimi tüm eğitim ve öğretim hayatına yayılarak yapılmaya çalışılmaktadır.

Akademisyenler okutman konumundan öteye gidemediği için dil öğretimi ile ilgili kaynak materyallere milyonlarca dolar harcamak zorunda kalıyoruz.

Akademisyen yetiştirmekten başlayarak yeniden dil eğitimi üzerinde düşünmeli ve çareler üretmeliyiz. Hindistan, Arabistan, Malezya gibi ülkelerin başardığı yabancı dil öğretimini çağımızın imkanları ile başaramamak akademik hayat için bir utanç kaynağıdır. .

Kategoriler:Dünyaya Dair Etiketler:,

Dosta Mesaj

09 Ekim 2016 Yorum bırakın

Neredeyiz? Dost!,
Hengamenin ortasında bir yerde mi?
Cehennemin gayya kuyusunda mı?
Neden bütün bu infilak ve ihtiraklar
Sur’a mı üflendi de haberimiz mi yok!
Her yanımız haviye, dumanlar tütüyor
Alev yurdunu kim taşıdı yeryüzüne?
Arz’ın sükununu kim çevirdi şeddeye
Kimin bendesi bu asaletsiz suratlar?
Tahrir’i yakanlar yoksa galip mi!
Mustazaflar diyarı yine mi mağlup!
Şehadet yitti mi hanelerden?
Ekran parıltısımı yendi Hamzaları!
Yoksa ümmet cezaya mı müstehak?

Bedr’i unuturmuyuz, Bir’i maune’ye bakıp
Hayır, hayır….. Şunu bilin ki kıyamet kopsa da
Paslı çelik kanatlara yenilmez İMAN
Muştumuzdur, Rasulden kalan
La tahzen, innellahe meana
(Üzülme, Allah bizimledir)

Erkam kul

Kategoriler:Erkam Kul şiirler
%d blogcu bunu beğendi: